25 Haziran’da TBMM Genel Kurulu’na yeniden getirilen İklim Kanunu teklifine tepki gösteren Halkın İklim Kanunu Kampanyası, teklifin halkın değil sermayenin ihtiyaçlarını gözettiğini ve gerçek bir iklim eylemi yerine “yeşil aklama” belgesi niteliği taşıdığını belirtti. Açıklamada, iktidarın doğaya yönelik saldırıları artırdığı, zeytinliklerden kıyılara kadar birçok alanın tehdit altında olduğu ifade edildi.
Kampanya, halkın yasa yapım sürecine katılmasını, iklim adaletini merkeze alan bir düzenleme yapılmasını ve doğal alanlar için mutlak koruma getirilmesini talep etti. Ayrıca, muhalefet partilerine bu yasaya karşı daha güçlü bir direniş çağrısı yapıldı. Açıklamada, iklim krizinin herkesi potansiyel afetzedeye dönüştürdüğü ve doğanın metalaştırılmasının hem ekolojik hem de toplumsal krizleri derinleştirdiği vurgulandı.



