Ekonomistlere göre, küresel ısınmanın dünya ekonomisine maliyeti, 2075 yılına kadar 30 trilyon dolara ulaşabilir.

New York Üniversitesi Politika Enstitüsü tarafından farklı ülkelerde yaşayan ve iklim değişikliği alanında uzman 738 ekonomistle yapılan anketin sonuçları, “İklim Değişikliğinde Ekonomik Fikir Birliği” başlıklı çalışmayla açıklandı.

Uluslararası ekonomistler iklim değişikliği nedeniyle 2025’e kadar yılda 1,7 trilyon dolar, 2075’e kadar ise yılda yaklaşık 30 trilyon dolar ekonomik zarar oluşabileceği, emisyonları azaltmak için harekete geçmek gerektiği konusunda fikir birliğine vardı. Buna göre, ekonomistlerin iklim değişikliğinin maliyetlerine ilişkin endişeleri 2015’te gerçekleştirilen son anketten sonra artış gösterdi. 

Ankete katılan ekonomistlerin yaklaşık yüzde 74’ü emisyonları azaltmak için acil ve etkili şekilde harekete geçmenin gerekli olduğunu ifade etti. Ekonomistlerin yüzde 89’u iklim değişikliğinin ülkeler arasındaki gelir eşitsizliğini şiddetlendireceğini kaydederken, yüzde 70’i ülkeler içindeki eşitsizliğin gezegenin ısınmasıyla artacağını belirtti.

Katılımcıların yüzde 76’sı iklim değişikliğinin, ekonomik zararının yanı sıra küresel ekonominin büyüme oranını da negatif yönde etkileyeceğini öngördü.

Öte yandan, araştırmaya katılan ekonomistlerin yaklaşık yüzde 70’i yüzyılın ortasına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmanın getirdiği faydaların, bu hedefe ulaşmak için gerekli maliyetten daha fazla olacağını vurguladı.

Katılımcıların yüzde 65’i rüzgar ve güneş enerjisi teknolojilerinde son yılarda görülen maliyetlerin diğer temiz enerji teknolojilerinde de benzer düşüş göstereceği öngörüsünde bulundu.

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Direktörü Bengisu Özenç:

“İklim değişikliği ile hızlı ve etkili bir şekilde mücadele edilmesi gerektiğine ve bu yönde atılacak adımların maliyetinin iklim değişikliği nedeniyle karşılaşılacak zararların maliyetinden daha düşük olacağına ilişkin vurgu oldukça önemli. Özellikle COVID 19 salgının ekonomik etkileri ve sonrası toparlanma politikaları göz önünde bulundurulduğunda, dönüşüm için önemli bir fırsat penceresine sahip olduğumuzu görüyoruz. İklim değişikliğini önlemeye yönelik küresel bir koordinasyon içerisinde alınması gereken önlemlerin, toparlanma politikalarının bir parçası olarak ele alınması bizi daha fazla zaman kaybetmeden sürdürülebilir bir geleceğe yakınlaştırabilecek tek yol olarak görülmelidir” diyor.

Raporun tamamına buradan ulaşılabilir.