Skip to main content
Haberler

Akdeniz İçin Yeni Pakt: İklim Eylemi Stratejik Öncelik Olmalı

By 23 Ağustos 2025Ocak 29th, 2026No Comments
✍ : Mediterranean Alliance of Think Tanks on Climate Change (MATTCCh) / SEFiAAvrupa Birliği’nin (AB) yeni kurulan DG MENA birimi öncülüğünde şekillenen Akdeniz için Yeni Pakt, bölgenin karşı karşıya olduğu iklim risklerini ve fırsatlarını merkeze alarak AB–Güney Komşuluk iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Politika notuna göre, iklim eylemi; güvenlik, enerji, ekonomik kalkınma ve göç gibi kesişen alanlarda temel belirleyici olacak.Bölgesel Riskler ve Kesişen KrizlerHükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) bulgularına göre, Akdeniz küresel bir ‘iklim sıcak noktası’ konumunda. Azalan yağışlar, artan sıcaklıklar, uzun süreli kuraklıklar ve şiddetli seller; tarım, su ve gıda güvenliği üzerinde derin etkiler yaratıyor. Bu durum, geçim kaynaklarının azalması, kırsal-şehir göçünün hızlanması ve toplumsal huzursuzluk riskini artırıyor. Özellikle su-enerji-gıda-ekosistem (WEFE) bağlantısının bozulması, hem kıyı bölgelerinde hem de iç kesimlerde ekonomik kırılganlığı büyütüyor. Politika notu, iklim krizinin göç, güvenlik ve ekonomik kalkınma gibi diğer stratejik gündemlerle doğrudan kesiştiğini belirtiyor. Buna göre, iklim eylemini bu alanlardan ayrı düşünmek, hem bölgesel iş birliğini hem de AB’nin Akdeniz stratejisini zayıflatma riski taşıyor.

TeraMed – 1 Terawatt Yenilenebilir Enerji Hedefi Akdeniz için Yeni Pakt’ın amiral gemisi niteliğindeki TeraMed girişimi, 2030’a kadar bölgede yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkararak 1 Terawatt’a ulaşmayı hedefliyor. Bu hedef, enerji verimliliği, şebeke modernizasyonu, bölgesel elektrifikasyon ve sınır ötesi enterkonneksiyon projeleriyle desteklenecek. Ancak mevcut eğilimlerle hedefe ulaşmak için 374 GW’lık kapasite açığının kapatılması gerekiyor. Bu da yalnızca büyük ölçekli yatırımlar değil, aynı zamanda teknoloji transferi, yerel üretim kapasitesinin artırılması ve yenilenebilir enerji değer zincirinde bölgesel iş birliği anlamına geliyor.

Adil ve Kapsayıcı Enerji Geçişi Enerji dönüşümünün yalnızca emisyon azaltımı değil, aynı zamanda sosyal adalet hedefleriyle de uyumlu olması gerektiğini vurgulanıyor. Yenilenebilir enerji projelerinin yerel istihdam yaratacak şekilde tasarlanması, beceri geliştirme programlarıyla desteklenmesi ve sosyal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi öneriliyor. AB fonlarının; şeffaf yönetişim, hesap verebilirlik ve sosyal standartlar gibi kriterlere bağlanması, yatırımların yerel halkın ihtiyaçlarına yanıt vermesini sağlayabilir. Bu yaklaşım, yeşil değer zincirleri içinde bölgesel ekonomik kalkınmayı destekleyecek.
 İklim Eylemi: Akdeniz’in Dayanıklılığını Artırmak için Stratejik bir Öncelik
Finansman Açığının Kapatılması Bölgenin iklim finansmanına erişimi, hem azaltım hem de uyum projelerinin başarısı için kritik. Politika notu, AB’nin Çok Yıllı Mali Çerçevesi ve Global Gateway bütçelerinden Güney Akdeniz ülkelerine yönelik özel fonlar ayrılmasını tavsiye ediyor. Yeşil İklim Fonu gibi uluslararası kaynaklardan sağlanan hibe ve uygun koşullu finansmanların artırılması; karbon piyasalarının ve inovatif finansman araçlarının (yeşil tahviller, sürdürülebilirlik bağlantılı krediler vb.) daha etkin kullanılması öneriler arasında. Körfez ülkeleri, Çin ve diğer küresel aktörlerle yeşil teknoloji ortaklıkları kurmak, finansman açığının kapatılmasına yardımcı olabilir.

Katılımcı ve Şeffaf Yönetişim Paktın başarısı, yalnızca hükümetler arası anlaşmalara değil, yerel düzeyde kapsayıcı ve şeffaf yönetişim mekanizmalarının kurulmasına bağlı. Bu kapsamda; gençler, kadınlar, sivil toplum kuruluşları, belediyeler ve akademinin karar alma süreçlerine sistematik olarak dahil edilmesi öneriliyor. Sürekli çok paydaşlı diyalog mekanizmalarının oluşturulması, hem güven inşası hem de politikaların yerel ihtiyaçlara uyarlanması açısından önemli. Ayrıca, Kuzey–Güney ve Güney–Güney iş birliklerinin güçlendirilmesi, bilgi ve teknoloji transferinin hızlanmasına katkı sağlayabilir.

Enerji Güvenliği ve Bölgesel İstikrar Yenilenebilir enerji altyapısının geliştirilmesi, yalnızca iklim hedeflerine değil, enerji güvenliğine de katkı sağlayacak. Bölgesel enterkonneksiyon projeleri sayesinde enerji arzı çeşitlenecek ve enerji ithalatına bağımlılık azalacak. Bu durum, hem ekonomik istikrarı hem de jeopolitik risklere karşı dayanıklılığı artıracak. Ayrıca, enerji geçişiyle birlikte hidrokarbon gelirlerine bağımlı ekonomilerde yaşanacak dönüşümün, sosyal açıdan dengeli yönetilmesi gerektiği belirtiliyor. Aksi halde, gelir kayıpları ve işsizlik riskleri, siyasi istikrarsızlık yaratabilir.