İki hafta süren yoğun müzakerelerin ardından Şarm El-Şeyh’teki COP27, bazıları iklim adaletini sağlayan, bazıları ise iklim eylemini sekteye uğratan kararlarla sonuçlandı. COP27, iklim tazminatı konusunu gündeme getiren ilk taraflar toplantısı oldu ve kırılgan ülkeleri desteklemek için bir Kayıp ve Zarar Fonu üzerinde anlaşmaya vararak bir dönüm noktası sağladı.

Ancak bu tarihi kazanım, müzakerecilerin Paris Anlaşması’nın azaltım hedefini korumak için gereken kararlılıktan ödün vermeleri nedeniyle gölgede kaldı. Nihai metin 1,5°C hedefini canlı tutarken, küresel sıcaklık artışının 1.5°C’yi aşmamasını sağlamak için gerekli bir adım olan fosil yakıtların aşamalı olarak azaltılması konusunda dünyanın en çok emisyona sebep olan ülkeleri taahhütlerini yerine getirmedi.

Uzman görüşleri şu şekilde:

Mohamed Adow, İcra Direktörü – Power Shift Africa

“COP27, başka hiçbir COP’un başaramadığını başarmış ve iklim değişikliğinden en çok etkilenen toplumları desteklemek üzere bir kayıp ve zarar fonu oluşturmuştur. Bu, hassas durumdaki ülkelerin 1992 Rio Yeryüzü Zirvesi’nden bu yana talep ettikleri bir şeydi ve 2013’te Varşova’da düzenlenen COP19’dan bu yana resmi müzakerelerin bir parçasıydı.  Ülkeler ayrıca bu fonun nasıl finanse edileceğine ilişkin süreç üzerinde de anlaşmaya varmışlardır. ”

“Bu görüşmelerin başlangıcında kayıp ve zararlar gündemde bile değildi ve şimdi tarih yazıyoruz.  Bu da BM sürecinin sonuç verebileceğini ve dünyanın savunmasız insanların durumunun siyasi bir futbol topu olarak görülmemesi gerektiğini kabul edebileceğini gösteriyor. Şunu da belirtmek gerekir ki, fonumuz var ancak bunu değerli kılmak için paraya ihtiyacımız var. Elimizde boş bir kova var. Şimdi onu doldurmamız gerekiyor ki destek, şu anda iklim krizinden en çok etkilenen insanlara ulaşabilsin. ”

“Ancak, küresel fosil yakıt kullanımının azaltılması konusunda, ülkelerin geçen yıl Glasgow’da düzenlenen COP26’nın sonuçlarını kopyalayıp yapıştırdıklarını görmek üzücü.  Bilim net, etkiler giderek kötüleşiyor ve geleceğin yenilenebilir enerji kaynaklarında olduğunu biliyoruz.  Küresel ısınmanın kontrolden çıkmasını engellemek istiyorsak, çevreyi kirleten ülkelerin kömür, petrol ve doğalgazı toprak altında bırakması gerekiyor.”

Laurence Tubiana, Avrupa İklim Vakfı CEO’su:

“Bu COP derin hayal kırıklıklarına neden oldu ama boşuna değildi. En kırılgan durumdaki ülkeler için önemli bir ilerleme kaydedildi. Geçen yıl COP26’da bir hayal olan Kayıp ve Zarar fonu 2023’te faaliyete geçme yolunda ilerliyor. Detaylar üzerinde hala yapılması gereken çok iş var, ancak ilke yerinde ve bu, iklim etkilerinin derin kayıplara neden olduğu bir dünyayla uğraşırken önemli bir zihniyet değişimi.

“Fosil yakıt endüstrisinin etkisi her alanda kendini gösterdi. Bu COP, ülkelerin yeni ve daha iddialı taahhütlerde bulunmasına ilişkin gereklilikleri zayıflatmıştır. Metinde fosil yakıtların aşamalı olarak kullanımdan kaldırılmasından hiç bahsedilmemekte, bilime ve 1,5 derece hedefine çok az atıfta bulunulmaktadır. Mısır Dönem Başkanlığı, petrol ve doğalgaz zengini devletleri ve fosil yakıt endüstrilerini açıkça koruyan bir metin hazırladı. Bu eğilim önümüzdeki yıl Birleşik Arap Emirlikleri’nde devam edemez.”

“Şarm El Şeyh’in başka bir yerinde, birçok aktivist için sessiz ve korku dolu bir COP yaşandı. Sivil alan ve insan hakları için mücadele edenlerin mirası kalıcı olacaktır.”

Catherine Abreu, Kurucu ve Direktör, Destination Zero:

“Fosil yakıt endüstrisi ve bağlantılı elitleri COP27’yi ele geçirmek için toplandı. Bu, önce iklim bilimini inkar eden, sonra iklim politikasını erteleyen ve şimdi de gerçek iklim çözümlerini sahte çözümlerle gasp etmek isteyen çaresiz adamların son hamlesidir. Bu COP’un, iklim krizlerinin temel nedeni olan kömür, petrol ve doğalgazı ele alarak 1,5 dercenin bilimine uygun hareket edememesi talihsizliktir. Ancak bu durum sizi yanıltmasın: onların eylemleri, fosil yakıtlardan uzaklaşarak verimli ve yenilenebilir enerjiye doğru ilerleyen kaçınılmaz gelişmeyi durdurmayacaktır.”

Luca Bergamaschi, iklim düşünce kuruluşu ECCO’nun Direktörü (İtalya)

“Savunmasız ülkeler ve Avrupa, Şarm’da Kayıp ve Zarar fonunun kabul edilmesinde kilit rol oynamıştır. Pakistan, Şili, İrlanda ve Almanya bu sonucun elde edilmesinde özellikle etkili oldular. Ancak kimin ödeyeceği ve kimin faydalanacağı konusunda daha fazla tartışmanın yapılması gerekecektir. Şimdi hepimiz 2023’e hazırız: Bridgetown Girişimi’nin bir parçası olarak Çok Taraflı Kalkınma Bankaları reformlarını gerçekleştirilmesi – şimdi Fransa tarafından tamamen onaylandı – ve Hindistan G20 Dönem Başkanlığı’nın bir parçası olarak ve COP28’e doğru G20’nin tüm fosil yakıtları aşamalı olarak ortadan kaldırmayı kabul etmesinin sağlanması.”

Ani Dasgupta, Başkan ve CEO, Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI)

“Zengin uluslar, tarihi bir atılımla, yıkıcı iklim hasarlarından etkilenen savunmasız ülkelere yardım etmek üzere bir fon oluşturmayı nihayet kabul etti. Bu kayıp ve zarar fonu, evleri yıkılan yoksul aileler, tarlaları harap olan çiftçiler ve atalarından kalma evlerinden ayrılmak zorunda kalan adalılar için bir can simidi olacaktır. COP27’den çıkan bu olumlu sonuç, kırılgan ülkelerle güvenin yeniden inşa edilmesi yönünde önemli bir adımdır. Ülkelerin, gelişmekte olan ülkelere çok ihtiyaç duyulan teknik yardımı sağlayacak olan Santiago Kayıp ve Zarar Ağını faaliyete geçirmeyi kabul etmeleri de cesaret vericidir. Önümüzdeki yıl, Geçiş Komitesi bu yeni fon için güçlü ilkeler belirlemeli ve savunmasız ülkelerin acil ihtiyaç ve endişelerini gidermek için hızla çalışmalıdır.”