Skip to main content
Haberler

COP29’da temel mesele: Peki iklim finansmanı nasıl sağlanacak ?

By 6 Aralık 2024Mayıs 9th, 2025No Comments

Peki, iklim finansmanı nasıl sağlanacak? Zirve boyunca bu konuya dair iki önemli çalışma paylaşıldı:

İlki, niceliksel iklim finansmanı hedeflerine nasıl ulaşılacağına, finansmanın kalitesini de dikkate alarak da odaklanan, Doğal Kaynakları Koruma Konseyi’nin (the Natural Resources Defense Council – NRDC) hazırladığı modeli anlatıyor. OECD verilerine göre 2013 yılında gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere sağlanan 52,4 milyar dolarlık iklim finansmanı 2021 yılında 89,6, 2022 yılında ise 115,9 milyar dolar seviyesine yükseliyor.

  • Fakat 100 milyar dolarlık hedefe yönelik bu iklim finansmanının üçte birinden daha azı uyum çabalarına yönlendiriliyor. Kamu iklim finansmanının yaklaşık %70’i kredi olarak sağlanıyor. Düşük gelirli ülkeler daha fazla hibe finansmanı alıyor (%64), ancak diğer gelişmekte olan ülkeler için krediler, alınan toplam finansmanın %80’inden fazlasını oluşturuyor. Böylece devletlerin borç yükleri potansiyel olarak daha da kötüleşiyor.

Modelde, çok taraflı kalkınma bankalarının finansmanı ağırlıklı olarak kredilerden oluşurken, iki taraflı kurumlar ve çok taraflı iklim fonlarıyla hem hibe hem de hibe dışı araçların sağlanması gibi alternatif öneriler sunuluyor. Yenilikçi vergilerin, hibeye dayalı yeni kaynaklar yaratma vaadi sunduğu belirtiliyor. Mevcut özel finansman öncelikle piyasa oranlarında sunulan kredilere yönelikken, niteliksel kriterler veya alt hedeflerle finansmanın ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirilmesi bekleniyor.

İkinci olarak, UN Climate Summit’in IHLEG raporundaki finansman aşamalarını basamaklar halinde görselleştiren değerlendirmesi, 1.3 trilyon dolarlık iklim finansmanının nasıl toplanacağına dair kolay anlaşılabilir bir kaynak sunuyor.

Merdivenin dördüncü basamağında yenilikçi finansman kaynakları, değerlendirme yazısında ayrıca örneklendiriliyor. Toplamı 1.6 trilyon doları bulan öneriler arasında borsa işlemleri üzerinden %0.1 oranında küresel bir vergi alınması (418 milyar dolar), deniz taşımacılığından salınan karbondioksit tonu başına 100 dolar vergi alınması (80 milyar dolar) ve G20’nin servet vergisi önerisi (250 milyar dolar) gibi öneriler sıralanıyor. Bu öneriler mevcut potansiyeli ortaya koyması bakımından önemseniyor.

Problem nerede?

Mevcut tartışmalar kapsamındaki esas problem, gün sonunda ilgili taraflardan bağlayıcı/somut nitelikte fon sağlamak yerine fonları harekete geçirmelerinin istenmesi ve  taraflara özel sektörden yararlanma esnekliği tanınması. Ayrıca gelişmekte olan kırılgan ekonomiler için finansman kadar finansmanın niteliği de (hibe ya da kredi olarak sağlanması) önem arz ediyor.

Finansman yükünün büyük ölçüde özel sektöre bırakılması bir risk. İklim eylemine yatırım yapmak için ortaya çıkan açık, giderek artıyor ve daha fazla gecikmenin, ileride daha ağır bir maliyetle sonlanması bekleniyor. Eylemin geciktirilmesinin maliyetinin küresel ekonomiye maliyetinin 2070 yılına kadar 178 trilyon dolara ulaşması, eyleme geçmenin yan faydalarının ise küresel gelirde 2030 yılına kadar %15-18’lik bir artışa yol açması bekleniyor.  Öte yandan, karbon kredileri anlaşmasının tam olarak işler hâle gelmesiyle ulusal iklim eylem planlarının uygulanmasının maliyetini yılda 250 milyar dolar azaltabileceği tahmin ediliyor. Bu aşamada, iş dünyasının yenilikçi finansman odaklarını teşvik ederek finansmanı artırmak üzere etkisini de yadsımamak gerekiyor.

Sonuç olarak COP29, önemli sonuçlarının yanında, iklim finansmanındaki mevcut eşitsizliklerin giderilmesi gerektiğini ve daha kararlı bir yaklaşımın elzem olduğunu ortaya koyuyor.