Dünya koronavirüse iklim değişikliğine verdiği gibi tepki verseydi ne olurdu?

Dünya koronavirüse iklim değişikliğine verdiği gibi tepki verseydi ne olurdu?

 

İklim değişikliğine hızlı, eşgüdümlü, kolektif bir tepki nasıl olurdu?

Koronavirüs günlük yaşamı o kadar önemli ölçüde değiştirdi ki, etkileri uzaydan bile görülebilecek hale geldi. Yüz milyonlarca insanın hastalığın yayılmasını durdurma amacıyla karantinaya alındığı Çin’de, öncesi ve sonrasını gösteren uydu fotoğrafları işe gidişlerin durmasıyla kirliliğin ortadan kalktığını gösteriyor. ABD’de, koronavirüs vakalarının sayısı hızla arttıkça şirketler, çalışanlardan evden çalışmalarını ve konferansları iptal etmelerini istiyor. Okullar dersleri iptal ediyor. İtalya’da başka büyük çaplı bir karantina sürüyor. Bunun bir acil halk sağlığı durumu olduğunun yaygın olarak tanınmasıyla ve fırsat penceresi zaten kapanmış olsa da, grip gibi ölümcül bir hastalığın kalıcı ve devam eden bir sorun haline gelmesini önleme şansı ile değişiklikler aniden yürürlüğe kondu.

 

Tepkinin ölçeği başka bir soruyu gündeme getiriyor: Dünya iklim krizine benzer bir aciliyet duygusu ile tepki verse nasıl olurdu? Koronavirüse tepki olması gerektiği kadar hızlı olmayabilir; Çin hükümeti daha hızlı hareket etmiş olsaydı, virüs diğer ülkelere yayılmamış olabilirdi. Çin hükümetinin otoriter taktikleri, dünyanın geri kalan büyük bölümlerinde taklit edilmemeliydi (ve edilemeyebilirdi). Ancak dünya çapında farklı ülkelerde hükümetler ve vatandaşlar günlük alışkanlıklarını hızla değiştirdiler. İklim krizi için aynısı olmadı.

 

İklim savunuculuk grubu 350.org‘un direktörü May Boeve, “Hükümetlerin harekete geçebileceğini ve insanların davranışlarını çok kısa sürede değiştirebileceklerini gördük” diyor. “Ve iklim hareketinin hükümetlerden ve insanlardan yıllardır farklı bir tehdit türü olan iklim krizi karşısında yapmasını istediği de bu ve aynı oranda bir eylem görmüyoruz. Bir yandan bu durum, bunu yapmanın mümkün olduğunu ve bu tür kaynak seferberliğinin kısa sürede gerçekleşmesinin mümkün olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda olanlar cesaret verici. Ama kuşkularımız asla bu yönde değildi zaten.” Boeve’e göre asıl sorun hızlı değişim için siyasi irade olup olmadığıydı.

 

Durumlar arasında benzerlikler var – her iki durumda da, bilimsel topluluk ne yapılması gerektiği konusunda net uyarılar sunuyor. Her ikisi de halk sağlığını içeriyor. İklim değişikliği zaten aşırı sıcak dalgaları ve diğer felaketler ile insanları öldürüyor; aynı zamanda gıda ve su kıtlığını kötüleştiriyor ve yüz milyonlarca insanı yerinden edecek. İklim değişikliğine büyük katkıda bulunan aynı kirleticiler her yıl milyonlarca insanı öldüren hava kirliliğine de neden oluyor. Sıtma ve dang humması gibi hastalıkların, sivrisinekler yeni bölgelere hareket ettikçe yayılması muhtemel. Koronavirüste olduğu gibi, en az kaynağa sahip bölgelerde yaşayan insanlar en çok iklim değişikliğinden etkilenen topluluklar. “İklim değişikliği de öncelikle ve en kötü şekilde en savunmasız olanı etkiliyor” diyor Boeve. “Yani örüntünün belirli bir şekilde ilerlediğini, bunun nasıl ortaya çıktığını ve verilen tepkinin bu eşitsizlik ve etkiye nasıl yanıt verdiğini ve vermediğini görüyoruz.”

 

Eğer dünya iklim değişikliğine koronavirüse -bilimin gerekli olduğunu söylediği aciliyet seviyesinde- verdiği tepki gibi yanıt verseydi, işler dramatik bir şekilde farklı görünürdü. Boeve, “Aynı anda çok sayıda farklı şeyin gerçekleştiğini görürdük,” diyor.

 

Hükümetler, yenilenebilir enerjiyi tamamen yaymak için gerekli altyapıyı inşa etmek için fon bulurlardı. Boeve’e göre “Yeterince ucuz ve ulaşılabilir olsa da insanların her yerde temiz enerji elde etmesini sağlayacak düzenleyici sistemler, büyük hükümet yatırımı gerektiriyor” ve Boeve devam ediyor, “İnsanları fosil yakıt şebekesinden temiz bir şebekeye hemen götürecek bu tür acil durum paketlerini görüyor olurduk.”

 

Yangınlar ve şiddetli sellerden sonra, yardım paketleri iklimin rolünü kabul ederdi. Şehirlerde, kalkınma kuralları düşük karbonlu inşaat gerektirecek şekilde değişirdi. Çiftlikler onarıcı tarıma geçerdi. Nasıl ki havayolu endüstrisi koronavirüs nedeniyle mücadele ediyorsa, bazı endüstriler gerçek etkileri görürdü. “Muhtemelen hala ekonomimizde büyüyen bir petrol, kömür ve gaz endüstrisi olmazdı” diyor Boeve. Bu endüstrilerden gelen çalışanları da destekleyecek yollar bulmamız gerekirdi.

 

Boeve “Oldukça hızlı bir şekilde gerçekleşebilecek bir sürü farklı şey var, çünkü aslında ne olması gerektiğini biliyoruz” diyor. “Ve bu inanılmaz bir şey. Ancak, bir halk sağlığı acil durumu ile ortaya çıkan bu ilginç değişim bence kamu sağlığı topluluğunda şu anda yerine getirmeniz gereken önlemler olduğunu söyleyecek bir güven olması. Harekete geçmeye hazırlar ve politika üreticiler eyleme geçiyor. İklim değişikliği için de aynı şey geçerli. Bu politikalarımız var, bunlar hazırlandı. Yürürlüğe konmayı bekliyorlar.”

 

Giderek artan sayıda şehir ve ülke resmi iklim acil durumu ilan etti. Bazıları diğerlerinden daha hızlı hareket ediyor. Ancak genel seferberlik, koronavirüse verilen cevaba kesinlikle benzemiyor. Kısmen, iklim değişikliğine bağlı olarak her yıl meydana gelen artan sayıdaki felaketlere rağmen iklim değişikliği hala biraz uzak bir sorun gibi görünüyor. Bir diğer bariz zorluk: iklim krizinde, dünyanın kararlı bir şekilde hareket etmesi durumunda güçlü şirketlerin kaybedecekleri çok şey var ve virüsle birlikte, birçok insan para kaybediyor olsa da, sorunu ele almakta benzer şekilde büyük bir muhalefet yok.

 

“Yerleşik güç ve statüko ile kalmak, iklim değişikliğini bu krizden ayıran şey” diyor Boeve. “Bu, birçok insanın üzerinde çalıştığı bir şey ve bu değişiyor. Örneğin, fosil yakıt şirketlerinden bağış almayı haklı çıkarmak siyasi olarak gittikçe zorlaşıyor. Bu değişmeye başlıyor.”

 

Adele Peters

10 Mart 2020

 

Kaynak:
https://www.fastcompany.com/90473758/what-would-happen-if-the-world-reacted-to-climate-change-like-its-reacting-to-the-coronavirus