Elektrik üreticileri kömürden uzaklaştıkça karbon emisyonları azalıyor

Küresel emisyonlar, ılıman kış ve azalan termik santral kullanımı sonucu %2 azaldı!

Ülkelerin kömürlü termik santralleri terk etmeye başlamasıyla, küresel elektrik sisteminden kaynaklanan karbon emisyonları geçen yıl %2 oranında düştü, bu neredeyse son 30 yılın en büyük düşüşü oldu.

Dünyanın elektrik üretimi ile ilgili yeni bir rapor, ABD ve AB daha temiz enerji kaynaklarına yönelmesiyle 1990’dan bu yana karbon emisyonlarındaki en yüksek azaltımı ortaya çıkardı.

Çin’in kömürlü termik santrallere yöneliminin bir yıl daha tırmanması ve bunun dünya kömür üretiminin yarısına tekemmül etmesine karşın, Dünya genelinde, geçen yıl kömürlü santrallerden elde edilen elektrik %3 oranında azaldı.

ABD ve Avrupa’da kömür üretimi 2007’den bu yana yarı yarıya azaldı ve geçen yıl AB’de neredeyse dörtte bir, ABD’de ise %16 oranında azaldı.

İklim araştırma merkezi Ember, eski adıyla Sandbag’in raporu, dünyanın termik santral kaynaklı elektrik üretimindeki azalmanın birçok ülkede daha hafif kışlar da dahil olmak üzere bir kereye mahsus nedenlere dayandığı konusunda uyardı.

Rapor, “Kömür üretiminin azaltılması konusunda ilerlemenin kaydedildiğini, ancak iklim değişikliğini sınırlamak için gereken aciliyet konusununda herhangi bir ilerleme olmadığını,” ifade ediyor.

Raporun baş yazarı Dave Jones, hükümetlerin 2020’ler boyunca küresel kömür üretiminin bitmesi için elektrik geçişini önemli ölçüde hızlandırması gerektiğini söyledi.

“Kömürden gaza geçmek sadece bir fosil yakıtı diğeriyle değiştirmek anlamına geliyor. Kömür üretimini sonlandırmanın en ucuz ve en hızlı yolu, hızlıca rüzgar ve güneş enerjisinin kullanılmaya başlanması,” dedi.

“Ancak politika belirleyicilerin rüzgar ve güneş enerjisi üretimini artırmaya yönelik düzenli çabaları olmadan iklim hedeflerine ulaşamayacağız. Çin’in kömür ve bir ölçüde gazdaki büyümesi endişe vericidir, ancak yanıtların hepsi orada.”

 

AB, kömürden rüzgar ve güneş enerjisine geçiş konusunda en hızlı ilerlemeyi kaydederken, ABD son yıllarda ocaklardan çıkarılan killi şisteki artışın[1] ardından kaya gazına olan bağımlılığını artırdı.

Rapor, yenilenebilir rüzgar ve güneş enerjisinin[2] 2019 yılında dünya elektriğinin %8’ini oluşturmak için %15 arttığını ortaya koydu.

AB, geçen yıl üretilen elektriğinin neredeyse beşte birini rüzgar ve güneş enerjisinden sağladı ve elektik üretiminin %11’ini yenilebilir kaynaklardan elde elden ABD’ni geride bıraktı. Çin ve Hindistan’da, yenilenebilir enerji toplam elektrik üretiminin sırasıyla %8 ve %9’unu oluşturdu.

Rapor, Paris iklim hedeflerine ulaşmak için, dünyanın her yıl rüzgar ve güneş enerjisi üretimi için “büyüme çaba”[3] gerektirecek %15’lik bir bileşik büyüme oranı kaydetmesi gerektiği uyarısında bulunuluyor.

Elektrik üretimi raporu, dünyanın en büyük varlık yöneticilerinin 75’inden 38’inin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) konularında harekete geçmek için oyalandığını iddia eden ayrı bir araştırma parçası olarak yayınlandı.

Yatırım kampanya grubu ShareAction tarafından yönetilen bir program olan Varlık Sahipleri Açıklama Projesi’nin[4] en son sıralaması, 38 varlık yöneticisinin zayıf veya var olmayan politika taahhütlerine sahip olduğunu ve ana varlıklarının dünya üzerindeki gerçek etkilerini açıklayamadığını tespit etti.

Ankette ayrıca yatırım yöneticilerinin iklim değişikliği, insan hakları ve biyolojik çeşitlilik konularında uygun katılım ve gelişim süreçlerinden yoksun olduğu iddia edildi.

Puanlar sorumlu yatırım yönetişimi, iklim değişikliği, insan hakları ve biyolojik çeşitlilik konularında yapılan bir ankete dayanıyordu ve AAA ile E arasında değişiyordu. Tek bir varlık yöneticisine en yüksek iki puan olan AAA veya AA derecesi verilmedi.

ShareAction analisti Felix Nagrawala, “Sektördeki birçok kişi ESG prosedür bilgilerini tanıtmaya hevesli olsa da, analizimiz açıkça dünyanın en büyük varlık yöneticilerinin sadece birkaçının tüm yatırımlarında gerçekten sürdürülebilir bir yaklaşıma sahip olduğunu iddia edebileceğini gösteriyor,” dedi.

ShareAction, BlackRock (D puanlı), State Street (D) ve Vanguard (E) dâhil olmak üzere dünyanın en büyük altı varlık yöneticisinin en kötü performans gösterenler arasında yer aldığını söyledi.

Vanguard, “ilgili çevresel, sosyal ve yönetişimsel riskleri hakkında yönetişim, strateji ve performans konusunda uygun açıklamalar” yapan şirketlere kendilerini adamış olduklarını söyledi. BlackRock ve State Street, yorum talebine yanıt vermedi.

  • Jillian Ambrose ve Simon Goodley

Orijinal link: https://www.theguardian.com/environment/2020/mar/09/carbon-emissions-fall-as-electricity-producers-move-away-from-coal

[1] bkz. https://www.theguardian.com/business/2019/may/29/energy-department-molecules-freedom-fossil-fuel-rebranding

[2] bkz. https://www.theguardian.com/environment/renewableenergy

[3] bkz. https://www.theguardian.com/environment/2019/oct/21/renewable-energy-to-expand-by-50-in-next-five-years-report

[4] bkz. https://aodproject.net/global-insurers-share-successful-climate-change-strategies-to-drive-greater-action-and-ambition/