Birleşmiş Milletler Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Özel Raportörü Reem Alsalem tarafından iklim krizi, çevresel bozulma ve bu nedenlere bağlı yerinden edilme durumu ile kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet arasındaki bağlantının ele alındığı raporun sonuç ve öneriler bölümleri, Altıparmak Hukuk Bürosu tarafından Türkçeye çevrildi. Özel Raportör bu raporunda, iklim değişikliğinin olumsuz etkileri açısından yoğun risk altında olan kadın gruplarının karşı karşıya kaldığı kırılganlıkları değerlendiriyor ve iklim krizini toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşımla birlikte ele alarak iyi uygulamaları ve zorlukları ortaya koyuyor. Raporun orijinal metnine BM Rapor İngilizce linkinden ulaşabilirsiniz.

BM Raportörü, raporun hazırlık süreci devam ederken Şubat ayında tüm aktörlere raporla ilgili katkı sunma çağrısı yapmıştı. Bu çağrı metni, büromuz tarafından Türkçeye çevrilerek sivil toplum kuruluşları ve katkı sunmak isteyenlerin bilgi ve erişimine açıldı. Rapor hazırlığı için Raportör tarafından talep edilen katkıyı ve sorulmuş soruları aşağıdaki linkte bulabilirsiniz. https://altiparmakhukuk.org/blog/bm-kadina-yonelik-siddet-ozel-raportoru-cagrisi-45

BM Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Özel Raportörü Rapor Özeti

Çevresel bozulma ve buna bağlı afet riskinin azaltılması ve müdahalesi de dâhil olmak üzere iklim krizi bağlamında kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet

Özet

BM Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Özel Raportörü Reem Alsalem bu raporda, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin nedenleri ve sonuçları konusunda; iklim krizi, çevresel bozulma ve buna bağlı olarak yerinden edilme ile kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet arasındaki bağlantıyı araştırmaktadır. Bu raporda Özel Raportör, iklim değişikliğinin olumsuz etkileri açısından yoğun risk altında olan kadın gruplarının karşı karşıya kaldığı kırılganlıkları değerlendirmektedir. Ayrıca Alsalem bu raporda, iklim krizini toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşımla birlikte ele alarak iyi uygulamaları ve zorlukları ortaya koymaktadır.

Giriş

Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Özel Raportörü Reem Alsalem’in bu raporu, 75/161 ve BM İnsan Hakları Konseyi’nin 41/17 sayılı Kararı uyarınca Genel Kurul’a sunulmuştur. Özel Raportör Alsalem bu raporda, çevresel bozulma ve buna bağlı olarak afet riskinin azaltılması ve müdahale dâhil olmak üzere, iklim krizi bağlamında kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti ve bu şiddetin farklı açılardan yansımalarını değerlendirmektedir.

Sonuçlar

İklim değişikliği, toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliklerin var olan ve yeni görünümlerini belirlemektedir. Ayrıca iklim değişikliği, kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddetin afet öncesinde, afet esnasında ve afet sonrası dâhil olmak üzere toplumlarda farklı bağlamlardaki görünümlerini derinden şekillendiren en önemli olgudur ve iklim değişikliğinin toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikleri şekillendirmeye devam edeceği şüphesizdir. Çevresel bozulmanın ani ve yavaş başlayan iklim olaylarıyla birlikte ani ve uzun vadeli etkileri, kesişen ihtiyaçlar tarafından bilgilendirilen bağlama uygun ve o yere özgü çözümlerle karşılanmadıkça, kadınlar üzerinde kümülatif bir etki yaratacaktır. İklim değişikliğinin toplumsal cinsiyete dayalı etkilerine karşı “adil, sürdürülebilir, gerici ve ayrımcı olmayan” bir eylem sağlamak için paydaşlar, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti uluslararası insan hakları hukuku ve sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda usule ilişkin ve önemli yükümlülükleri yerine getirmesi gereken iklim acil durumunun bir parçası olarak ele almalıdır.

Bu rapor, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin artması ve bunun altında yatan temel nedenlere eğilmekle beraber erkekler ile oğlan çocukları dâhil olmak üzere toplumun her düzeyinden ve her kesiminden paydaşların katılımının yoğunlaştırılmasının öneminin altını çizmektedir. Bu bağlamda iklim değişikliği ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı mücadelede kimseyi ayırmayan, kapsayıcı ve toplum genelindeki girişimlerin potansiyeline dikkat çeken örnekler bulunmaktadır. Kırsal kesimdeki kadınların geçim faaliyetlerini desteklemek amacıyla Kırgızistan’da bir proje kapsamında 500 ağaç dikilmesi ve aynı zamanda erkekler ile oğlan çocuklarının toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti konu alan bir tatbikata katılmaya davet edilmesi bu örneklerden biridir. Benzer şekilde Nepal’de bir grup erkek, kadın çevre savunucularına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı mücadele programını desteklemektedir. Kadınların seslerini duyurması için güvenli alanlarla birlikte aktif katılım yollarını genişletme çabaları, iklim eyleminin toplumsal cinsiyet eşitliğini içselleştirilmesine ve ilerletmesine olanak sağlayacaktır.

Öneriler

Kız çocukları ve kadınlar, iklim değişikliğine uyum ve azaltım politikalarının merkezine yerleştirilmelidir. Bu nedenle devletler hukuki ve kurumsal çerçevede iklim değişikliğiyle mücadele ederken toplumsal cinsiyeti benimsemeli ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı duyarlılığa öncelik vermeyi sürdürmelidir. Tüm paydaşlar, afete hazırlık ve afete karşı dayanıklılık amacıyla çok sektörlü bir müdahaleyi desteklemeli ve güçlendirmelidir. Afetten etkilenen bölgelerde üreme ve cinsel sağlık hizmetlerine, adli yardıma ve psikososyal desteğe erişim sağlanmasına yönelik önlemleri bütüncül bir şekilde ele almalıdır.

Tüm paydaşlar, toplumsal cinsiyete dayalı kırılganlığın iktidar ilişkileri ve kimlikler açısından kesişimini göz önünde bulundurarak, iklim değişikliği ve afet riskine karşı detaylı bir şekilde ele alınmasını sağlamalıdır.

Devletler ve Birleşmiş Milletler sistemi, küresel süreçlerin, özellikle de “Üç Rio Sözleşmesi”[1]nin ve iklim değişikliğini azaltma ve çözümler üretmekle görevlendirilen organların hak temelli bir yaklaşımla insan haklarına sıkı sıkıya bağlı olmasını sağlamalı; tüm taahhütlerine toplumsal cinsiyeti dönüştürücü bir açıdan dâhil etmeli, iklim değişikliği ve çevresel tahribatın kadına yönelik şiddeti artırması ve etkileri yönünden ele almalıdır. İklim Değişikliği Bağlamında İnsan Haklarının Desteklenmesi ve Korunması Özel Raportörü tarafından tavsiye edildiği gibi, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 27. oturumu dâhil olmak üzere Üç Rio Sözleşmesi ve ilgili mekanizmalar için iklim değişikliğine dirençli ve kapsamlı bir toplumsal cinsiyet eylem planı oluşturulmasına özellikle dikkat edilmelidir. Bu eylem planına Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun ve insan hakları organlarının tavsiyeleri dâhil edilmelidir.

Tüm paydaşlar, cinsiyete dayalı şiddete karşı tepki göstermek ve bu şiddeti sona erdirmek amacıyla iklim değişikliği ve çevresel bozulma ile artan şiddetin altında yatan pek çok nedeni ve sonucu ele almaya yönelik çabalarını katlayarak arttırmalıdır. Paydaşlar bu çabalarında, toplum liderlerinin yanı sıra erkek ve oğlan çocukların katılımını güçlendiren bir “toplumun tamamı yaklaşımı” benimsemelidir.

Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyete göre farklılaştırılmış etkiler bağlamında risk azaltımı; erken uyarı, hazırlık ve afet risk azaltma stratejilerine entegre edilmelidir.

Tüm paydaşlar, iklim değişikliğine uyum, azaltım ve afet risk azaltma politikalarını izlenmek ve değerlendirilmek amacıyla dayanıklı toplumsal cinsiyet yaklaşımları benimsemelidir. Bu yaklaşımların toplumsal cinsiyet risk analizi ile oluşturulmasını ve bilgilendirilmesini sağlamalıdır.

Devletler, ulusal toplumsal cinsiyet ve iklim değişikliği odak kişilerinin kapasitesinin artırılması dâhil olmak üzere, iklim değişikliğini azaltma planlarına toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşım benimsemek amacıyla çok sektörlü ve zorunlu koordinasyon geliştirmelidir.

Tüm paydaşlar, iklim krizinin toplumsal cinsiyete dayalı şiddet üzerindeki etkisine, özellikle tüm çeşitliliğe saygı duyarak farklı kadın grupları üzerindeki etkisine ilişkin ayrıştırılmış, nitelikli veriler elde etmek amacıyla daha büyük ölçekte yatırım yapmalıdır. Toplumsal cinsiyete dayalı bir yaklaşım, bağlam ve kırılganlığa özgü risk tetikleyicileri ile ilgili eşikleri kesin ve açık olarak belirlemek amacıyla risk ve analize farklı bakış açıları dâhil ederek risk analizlerini bilgilendirmelidir. Acil durum ve müdahale planları, en fazla risk altında olanların özel ihtiyaçlarını dikkate alacak şekilde düzenlenmelidir.

Devletler, uyum için finansmana ve diğer kaynaklara erişimin adil olmasını sağlamalı ve farklı gruplardan insanların ihtiyaçlarını dikkate almalıdır. Özellikle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti önlemeye ve müdahale etmeye kaynak ayırmalıdır. Geçici barına evleri, sağlık ürünleri, anne ve yeni doğan sağlık bakım tesisleri ve marjinal gruplar için geçim desteği sağlama gibi toplumsal cinsiyete dayalı ihtiyaçlar için maliyetleri önceden hesaplamalıdır.

Tüm paydaşlar, uluslararası, bölgesel ve ulusal düzeyde iklim değişikliği, çevresel bozulma ve afet riskinin azaltılması ve müdahalenin tasarlaması, uygulaması, izlenmesi ve değerlendirilmesine yönelik süreçlerin tamamına kadınların ve kız çocuklarının tam ve etkin bir şekilde katılmalarını sağlamalıdır. Tam ve etkin bir katılım ancak kadınların ve kız çocuklarının tüm süreçlerde yüzde 50 oranında zorunlu olarak temsil edilmesi yoluyla bir ivme kazanabilir. İklim değişikliği ve biyoçeşitlilikle ilgili anlaşmalara ve süreçlere, kadınların ve kız çocuklarının iklim değişikliği konusunda bir veri tabanı oluşturmak adına tam ve etkin bir şekilde katılımı sağlanmalıdır. Kadınlar ve kız çocuklarının haklardan eşit olarak yararlanmaları dâhil olmak üzere karar alma sürecine katılmaları için arazi ve kaynaklar üzerinde kontrol, genetik [2]ve biyolojik kaynakların adil paylaşımı gibi koşulların sağlanması açıkça talep edilmelidir. Kadınlar ve kız çocukları, yalnızca savunmasız mağdurlar olarak değil, değişime dayanıklı ve değişim yaratanlar olarak görülmelidir.

Tüm paydaşlar, özellikle tarım, balıkçılık, atık yönetimi ve ekoturizm alanlarında çalışan kadınların uyum kapasitelerini, dayanıklılıklarını ve sürdürülebilir geçim kaynaklarını desteklemeye yönelik yatırımları artırmalıdır. Ayrıca devletler, toplumların ve bireylerin iklim etkilerine dayanıklılık oluşturma ve karşılık verme kapasitelerini artırmak için sosyal koruma sistemlerine yapılan yatırımları da artırmalıdır.

Tüm paydaşlar, özellikle yerli kadınların kaynakların sürdürülebilir kullanımı hakkında sahip olduğu bilgilerin korunmasını sağlamalıdır. Bununla beraber yerli kadınların haklarının yanı sıra topraklarına ve kaynaklarına erişimini güvence altına almalıdır.

İklim değişikliği, çevresel bozulma ve buna bağlı doğal afetlerden etkilenenler ve yerinden edilenlerin uygun şekilde korunmasını sağlamak için devletler, iklim değişikliğinin ani veya yavaş başlangıçlı etkilerinden ya da doğal afetlerden kaynaklanan nedenlerle koruma talebinde bulunan kişilerin, birden fazla gerekçe dâhil olmak üzere uluslararası mülteci statüsüne yönelik ihtiyaçlarını değerlendirmek için adil ve işe yarar bir prosedüre erişebilmelerini sağlamalıdır. Devletler ayrıca, iklim değişikliği, çevresel bozulma veya doğal afetler nedeniyle zorla yerinden edilen kişilere koruma sağlamak amacıyla geçici koruma düzenlemeleri benimsemeli veya faydacı düzenlemeler yapmaya teşvik edilmelidir.

Tüm paydaşlar, kadınlara yönelik şiddet ile anlaşmazlık ve iklim değişikliği arasındaki bağı görünür kılmak amacıyla kadınlar, barış ve güvenlik gündemi ve ulusal eylem planlarını inceleyerek güvenlik risklerini değerlendirmelidir.

Devletler, özellikle ortak nedenlerle marjinalleştirilen ve ayrımcılığa uğrayan kadınların ve kız çocuklarının çevresel eğitime erişimini sağlamalıdır. Ayrıca kadınların ve kız çocuklarının, iklim değişikliğine uyum ve azaltım politikalarına nasıl katılım sağlayacağı, doğal afetlerin ardından koruma ve yardıma nasıl erişilebileceği ve iklim değişikliği eylem ve eylemsizliğinin yarattığı mağduriyet nedeniyle adalete ve bilgiye erişimini sağlamalıdır. Kadınların ve kız çocuklarının iklim değişikliğine ilişkin dijital okuryazarlığını geliştirebilmek adına kaynaklara ve bilgiye erişimini artırabilmek için devletlerin bilinçli bir çaba sarf etmesi gerekmektedir.

Çeviren: Stj. Av. Ceren Naz Büyükgebiz


[1] Rio Konferansı’nın ardında imzalanan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi “Üç Rio Sözleşmesi” olarak anılmaktadır.

[2] ‘Genetik kaynaklar’, gerçek veya potansiyel değere sahip genetik materyali ifade etmektedir.