COP27’nin en umut veren çıktısı, yoksul ve kırılgan ülkelerin ve sivil toplumun uzun yıllardır talep ettiği Kayıp ve Hasar Fonu’nun oluşturulması oldu. Sivil toplumun ve kırılgan ülkelerin yoğun çabası sonucu, Mısır COP Başkanlığı’nın ilerlemeye dair oldukça yetersiz tutumuna rağmen müzakerelerin uzatma saatlerinde Kayıp ve Hasar Fonu’nun kurulmasına dair anlaşmaya varıldı.
COP27 öncesi Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İrlanda gibi çeşitli ülkeler Kayıp ve Hasar konusunda finansman desteği sağlayacakları sözünü vermişlerdi. Bu ülkelerin finansman sözleri yeni olmasa da Kayıp ve Hasar finansmanı konusunda bir başlangıç oluşturdular.
Kayıp ve Hasar Fonu’nun pek çok detayı belli olmasa da önümüzdeki yıl boyunca bir ‘‘geçiş komitesi’’ Fon’un nasıl işleyeceği konusunda ayrıntıları oluşturacak. Komitenin amacı Fon’un eşitlikçilik prensibi ile işlemesini, en büyük kirleticilerin tarihsel borçlarını ödemesini ve en kırılganların Fon’dan yararlanabilmesini ve Fon’un sürekli yeni finansman kaynakları ile beslenmesini sağlamak olacak.
CAN International Direktörü Tasneem Essop: “Şarm El-Şeyh’te düzenlenen BM iklim konferansında, gelişmekte olan ülkeler, sivil toplum ve hareketlerin ortak mücadelesi sonucunda Kayıp ve Hasar Fonu ile ilgili tarihi bir sonuç elde edildi. Afrika topraklarında alınan bu karar, sadece kıtadaki değil, tüm Küresel Güney’deki kırılgan etkilenen halklar ve topluluklar için umut veriyor. COP27 iklim krizinin sonuçlarını ele almaya başlasa da, iklim krizinin temelinde yatan fosil yakıtların aşamalı olarak kullanımdan kaldırılması taahhüdünde bulunmadı. Daha fazla fosil yakıt çıkarımı, daha fazla Kayıp ve Hasar ile daha fazla yıkım anlamına gelmektedir. Fosil çağından yenilenebilir enerji kaynaklarına hızlı ve adil bir geçişe ihtiyacımız var. COP27’de, insan hakları olmadan iklim adaleti olamayacağına dair talebimiz, Mısır’daki haksız yere mahkum edilenlerle dayanışma içinde olmamız, iklim adaleti için verdiğimiz mücadele ve bizi susturmaya yönelik her türlü girişimi reddetmemiz, insanların gücünü açıkça ortaya koymuştur.”
Kayıp ve Hasar konusunda temel bilgiler için bu kısa videoyu izleyebilirsiniz.
“Uygulama” COP’u uygulama konusunda sınıfta kaldı, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olanlara adaptasyon ve mitigasyon için yeni finansman aktarımına dair karar almadı
İklim krizini derinleştiren küresel sera gazı emisyonları sert şekilde düşürülmediği sürece artacak olan yıkımlarla mücadele etmeye yetecek bir finansman mümkün değil. Dolayısıyla azaltım ile Kayıp ve Hasar birbirinden ayrı düşünülemez. COP26 sonrasında ülkelerden Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) COP27’ye kadar 1,5 derece hedefi ile uyumlu şekilde güncellemeleri talep edilmişti. COP27 karar metninde 1,5 derece yerini korusa ve 2030 yılına kadar küresel emisyonların %43 azaltılması ihtiyacından bahsedilse de COP27’de ülkeler yeni adımlar atma konusunda yetersiz kaldı. 2026’ya kadar devam edecek Azaltım Çalışma Programı (MWP) bu konuda atılan olumlu bir adım ancak bu adımın mevcut hızlı ve kolektif azaltım çalışmaları ihtiyacının yanında oldukça yetersiz kalıyor.
COP27’de oldukça zayıf kalan bir diğer alan da iklim finansmanı tartışmalarıydı. Kayıp ve Hasar Fonu kurulmuş olsa da gelişmekte olan ülkelerin adaptasyon ve azaltım çalışmaları için sağlanması gereken finansman konusunda adım atılmadı.
COP27’de Afrikalı tarafların ve sivil toplumun çağrılarına rağmen, bu konu özel bir gündem maddesi olarak ajanda da yer bulamadı ve somut bir eylem planı veya yol haritası yerine Finans Daimi Komitesi tarafından sadece teknik bir ilerleme raporu ile ele alınacak. Az da olsa olumlu bir not olarak, 2023 yılında taraflar ve paydaşlar arasında Şarm El-Şeyh diyaloğu şeklinde tüm finans akışlarının düşük sera gazı emisyonlarına ve iklime dirençli kalkınmaya doğru kaydırılması çağrısında bulunan Paris Anlaşması’nın “2.1C” maddesinin tartışılması için ilk kez özel bir alan oluşturuldu Bu çalışmalar eşitlikçiliği merkeze almalı ve COP28’de eylem için sağlam bir temel oluşturmak amacıyla fosil yakıt finansmanının aşamalı olarak durdurulması ve finansmanın enerjiye erişim, adil geçiş ve adaptasyon yönünde akmasını sağlamak için kaybedilen zemini telafi edecek mekanizmalar olarak kurgulanmalıdır.





