Kömür ucuz bir enerji kaynağı olarak düşünülüyor çünkü kömürlü termik santraller yarattıkları sosyal ve çevresel maliyetler ile insan sağlığına, doğaya ve iklime verdikleri zararı ödemek zorunda değiller! Harvard Üniversitesinin yaptığı araştırma gösteriyor ki, ‘dışsallık’ olarak bilinen bu maliyetler eğer kömürlü termik santrallerde üretilen elektrik fiyatlarına yansıtılsaydı, 2-3 kat daha pahalı elektrik fiyatlarıyla karşılaşacaktık. Bu durumda da yenilenebilir enerji kaynaklarının çok daha ucuz olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

Mevcut durumda, Çin’deki hava kirliliğine bağlı ölümler GSYİH’nın %10’una denk geliyor. IMF’nin değerlendirmesine göre ise, 2015 yılında fosil yakıt sübvansiyonlarının toplamı, kömürün çevre ve sağlık etkilerini de kapsayacak şekilde yıllık 5.3 trilyon dolar.

Dışsallık faktörünü hesaba katmasak bile, yenilenebilir enerji fiyatları günden günde kömürle rekabet eden bir duruma geliyor. Örneğin rüzgar enerjisi birçok piyasada kömürden çok daha ucuz; ABD’de, mevcut kömürlü termik santrallerin yarı fiyatında! Halihazırda, Hindistan’da güneş ve rüzgar enerjisinin maliyeti, ithal kömürle çalışacak bir termik santral inşa etmekten daha ucuza denk geliyor. Modern kömürlü termik santraller, elektrik üretimi sırasında kirlilik kontrol eden gelişmiş sistemler içerse de, bu durum birim enerji başına düşen fiyatı artırıp, kömürü diğer tüm seçeneklerden daha pahalı hale getiriyor.

Kömür endüstrisi ‘kömür temizdir!’ diye konuşmayı çok sevse de, kirliliği önleyen çevresel yatırımların yapılması hem maliyetleri artırıyor hem de kömürlü termik santrallerin saldığı karbon salımlarını engelleyemiyor! Bugün yeni bir kömürlü termik santral inşa etmek demek, gelecek 40-50 yıl daha bu kirli yakıta bağımlı olmak anlamına geliyor. Kömür fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, bir santral yapmanın doğurduğu maliyetler ve bu maliyetlerin karşılanması için yıllarca süren bağımlılık, kömürlü termik santralleri #ölüyatırım haline getiriyor.

Kaynak: End Coal