Skip to main content

Avrupa’da sağlık ve iklim değişikliği alanındaki ilerlemeleri takip eden Lancet Countdown in Europe’un bugün yayınlanan ikinci raporu, iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini vurguluyor ve özellikle iklim krizinin Avrupa bölgesindeki eşitsiz sağlık etkilerine odaklanıyor.

Raporda şu temel bulgular öne çıkıyor:

  • Çoğunluğu Güney Avrupa’da (%11) olmak üzere sıcaklığa bağlı ölümlerde %9 artış ve sıcak hava dalgalı günlerin sayısında %41 artış oldu

  • 2021’de Avrupa’da yaklaşık 60 milyon kişi orta veya şiddetli gıda güvensizliği yaşadı; bunların 11,9 milyonu sıcak hava dalgası günlerinin ve kuraklık aylarının sayısındaki artışa bağlanabilir.

  • 2022 yılında, hava koşullarıyla ilgili aşırı olaylardan kaynaklanan ekonomik kayıpların 18,7 milyar Avro olacağı tahmin ediliyor. Bu kayıplar Avrupa’nın GSYH’sinin %0,08’ini temsil ediyor ve %44,2’si (8,2 milyar Avro) sigortasızdı.

  • Bölgelerde net sıfır enerji sistemlerine giden yol ne yazık ki yetersiz kalıyor – mevcut patikada Avrupa’da bu hedefe 2100 yılına kadar ulaşılacağı tahmin ediliyor.

  • Kömüre bağımlılık %12’den %13’e çıktı ve değerlendirmeye alınan 53 ülkeden 29’u hala fosil yakıtlara sübvansiyon sağlıyor.

  • Temiz enerji yatırımları 2022’de Avrupa’daki fosil yakıt yatırımlarını %261 oranında aştı (112 milyon Avroya kıyasla 404 milyon Avro). Yatırımlar 2021’dekinden %16 daha yüksek gerçekleşti.

 
Temiz Hava Hakkı Platformu adına konuşan Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan rapor hakkında şöyle dedi:
“İklim değişikliği uzak bir gelecek senaryosu değildir. İklim değişikliğini şimdi, şu an yaşıyoruz.  İklim değişikliği halihazırda insanların sağlığını olumsuz etkiliyor ve bu etkiler eşit değil. Lancet raporu bu eşitsizliklere odaklanırken Avrupa’nın iklim krizindeki sorumluluğunu da vurguluyor.  Rapora göre, sıcaklığa bağlı ölümler kadınlarda erkeklere kıyasla iki kat daha yüksektir. İklim değişikliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkan gıda güvencesizliğini düşük gelirli hanelerin yaşama olasılığı önemli ölçüde daha yüksektir. Dengesiz beslenmeye bağlı ölümler erkeklere göre kadınlar arasında daha yüksektir. İklim değişikliği ile sıklığı ve şiddeti artan orman yangınlarında dumana maruz kalma oranı yüksek yoksunluk bölgelerinde daha yüksektir. Yine raporun dikkat çekici bir bulgusu, Avrupa’da hava kirliliği (PM2,5) azalırken bu  azalmanın ağırlıklı olarak hava kirliliğini azaltan ancak sera gazı emisyonlarını azaltmayan gelişmiş hava  kirliliği kontrol teknolojilerinden kaynaklandığıdır. Bu nedenle hem hava kirliliğini hem de sera gazı emisyonlarını birlikte ele alan ve azaltan politikalara gereksinim vardır.”

Rapora buradan ulaşabilirsiniz.