Skip to main content

Türkiye Paris Anlaşması’nı onaylamayan tek G20 ülkesi konumundaydı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında Paris Anlaşması’nın önümüzdeki ay meclisin onayına sunulacağını belirtti.

Erdoğan konuşmasında iklim değişikliği, hava kirliliği, su ve gıda güvenliği, biyoçeşitliliğin kaybı gibi başlıklar altında toplayabilecek sorunların, insanlığın geleceğini belirsizliğe atacak boyuta ulaştığını ifade ederken, “Bu durum beraberinde yeni ve devasa kitlelerden oluşan göç dalgalarını da getirecektir. İşte tüm bu gelişmeler üzerine, dünya devletleri olarak, iklim değişikliğiyle mücadele için 2015 yılında bir araya gelerek, Paris İklim Anlaşması’nda mutabık kaldık. Anlaşmanın hedefi, yüzyılın ortasına kadar küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlı tutmaktır. Tabiata, havamıza, suyumuza, toprağımıza, yeryüzüne kim en çok zararı verdiyse, doğal kaynakları kim vahşice sömürdüyse, iklim değişikliğiyle mücadeleye en büyük katkıyı da onlar yapmalıdır. Paris İklim Anlaşması’na ilk imza atan ülkelerden biriyiz. Ancak, yükümlülüklerle ilgili adaletsizlikler sebebiyle henüz bu anlaşmayı yürürlüğe koymamıştık” dedi.

Türkiye, uzun bir süredir BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin “gelişmiş ülkeler” kategorisini oluşturan Ek-1 listesinden çıkarılmasını ve “gelişmekte olan ülkeler” kategorisinde yer almasını talep ediyordu.

Türkiye 1992’de imzalanan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Ek-1 listesinden çıkarak gelişmekte olan ülkelere getirilen ayrıcalıklardan ve yenilenebilir enerji alanında fon imkânlarından yararlanmayı amaçlıyor.

Uzmanlar gelişmeyi memnuniyetle karşıladılar

Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz çok geç de olsa önemli bir adım atıldığını ifade etti. Gürbüz, “Umarız denildiği gibi meclise getirilir ve onaylanır. İmza kampanyamıza destek veren 23 bini aşkın insan da bunu talep ediyordu. Elbette anlaşmanın onaylanmasıyla her şey bitmiyor. Anlaşmanın hedeflerine uygun bir şekilde sera gazı emisyonlarının sınırlandırılması, bir noktada Türkiye’nin de karbon nötr olması gerekecek. Bu da enerji başta birçok sektörde yapısal değişiklikler gerektiriyor. Kısacası, daha yapılacak çok işimiz var” dedi.

Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz ise Türkiye’nin, Paris Anlaşması’nı onaylamayan tek OECD üyesi ve G20 ülkesi olduğunu hatırlatarak, “Ayrıca en fazla seragazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada; küresel seragazı emisyonlarının %1’inden sorumlu olmakla beraber kişi başı emisyon açısından gittikçe artan bir rotada. Dolayısıyla Paris Anlaşması’nı onaylayarak gerçekçi bir hedefle sorumluluk alması, iklim değişikliğini durdurma çabalarına önemli bir katkıda bulunacak. Diğer yandan dünyada iklim krizini tek başına durdurabilecek bir ülke yok, bu yüzden de herkesin sorumluluğu oranında çözüme katkıda bulunması gerekiyor” diye konuştu.

Kömürün Ötesinde Avrupa (Europe Beyond Coal) Kampanyacısı Duygu Kutluay, Çin’in bu kararına atıfta bulunarak, “Türkiye’de şu anda inşaatı süren tek proje Çin tarafından gerçekleştirilen Hunutlu kömürlü termik santralı. Tüm dünyada finansman kömürden çekilirken Türkiye de geniş kömür planları için Afşin C başta olmak üzere Çin’e güveniyordu. Ancak Çin’in bu kararı Türkiye’nin yeni kömür hayallerini ortadan kaldıracak. Bu karar, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji teknolojilerinin düşen maliyetleri ve artan finansman olanaklarına rağmen kömür sektöründe direten Türkiye’ye artık elektrik üretiminde kömürün bittiğine dair net bir mesaj veriyor. Türkiye dünyada kömürün bitişini ve iklim krizinin önemini artık yadsıyamıyor. Erdoğan’ın Paris Anlaşması’nın onaylanacağına dair açıklaması da bunu gösteriyor. Yenilenebilir enerji zenginliğine sahip Türkiye’nin bir an önce dünyanın hızla terk ettiği kömürde ısrarını bırakması ve kimseyi mağdur etmeden daha temiz ve adil bir gelecek yaratmak için kömürden çıkış planını hazırlaması gerekiyor” dedi.

Kaynak: İklim Haber