İklim politikaları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, 11 Ekim 2021’de Paris İklim Anlaşması’na taraf olan Türkiye’nin, aradan geçen bir yılda iklim için attığı adımları değerlendirdi. Türkiye’nin bazı önemli gelişmeleri hayata geçirdiği, ancak birçok noktada Paris Anlaşması’nın gerektirdiği 1,5°C hedefini tutturmaya yönelik adımlar açısından geride kaldığı belirtildi.  

Aralarında İklim İçin 350 Derneği, Greenpeace, İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği’nin de olduğu sivil toplum kuruluşları bugün (11 Ekim 2022) Paris İklim Anlaşması onayının BM Sekretaryasına bildiriminin yıldönümü vesilesiyle, Türkiye’nin iklim için attığı adımları masaya yatırdı ve 2030’da yüzde 35 mutlak emisyon azaltım yapılması için çağrıda bulundu. 

Paris İklim Anlaşması’nın onaylanmasının birinci yıldönümünde Türkiye’nin iklim karnesi sivil toplum temsilcilerinden geçer not alamadı. Yapılan değerlendirmeye göre, İklim Şûrası’nın gerçekleştirilmesi, İklim Yasası hazırlıklarına başlanması ve iklim hedefi güncelleme çalışmaları olumlu gelişmeler olarak nitelendirilirken, enerji projelerinde fosil yakıtların ağırlığını sürdürmesi önemli eksikliklerden biri olarak öne sürüldü. 

Efe Baysal, İklim İçin 350 Derneği  “İklim Şûrası’nın düzenlenmesi umut verici bir adımdı, ancak Emisyon Azaltımı Komisyonu’na iklim alanında faaliyet gösteren kuruluşların davet edilmemesi hayal kırıklığına sebep oldu. Ayrıca kömürden çıkış, kömür kapasitesini azaltma gibi komisyon toplantılarında oylanan ve kabul edilen kararlar, Şûra sonunda gerçekleşen üst düzey toplantılarda Bakanlık düzeyinde müdahalelerle kararlardan çıkarıldı” dedi.  

Gülşah Deniz-Atalar, YK Üyesi, İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği “İklim STK’ları tarafından hazırlanan raporlar Türkiye’deki kömür madenlerinin güneş panelleri ile kaplanması durumunda 6,9 milyon haneninin elektrik ihtiyacını karşılanabileceğini ortaya koyarken, Enerji Bakanlığı’nın hala kömürlü termik santral yatırımlarını önceliklendirmesi, madenleri genişletmek için çaba göstermesi ve tasarruf politikalarını hayata geçirmemesi iklim mücadelesinde Türkiye’yi geride bırakıyor” dedi

Özlem Katısöz, Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü, Avrupa İklim Eylem Ağı  “Türkiye’nin iklim politikaları için hukuksal bir altyapı oluşturmak üzere iklim yasası hazırlıklarına başlaması sevindirici bir gelişmeydi. Ancak, iklim alanında faaliyet gösteren sivil toplum ve düşünce kuruluşlarının sürece dahil olma çabaları karşılıksız kaldı. Yasa taslağının iki senedir Bakanlık yetkilileri tarafından yazıldığını biliyoruz. Tüm tarafların iklim değişikliğine yönelik talep ve ihtiyaçlarını, kapsayıcı ve adil şekilde karşılayan bir yasanın ortaya çıkması için iklim alanında faaliyet gösteren STK’ların da yasa yapım sürecinde yer alması gerekiyor. ” dedi.

Bengisu Özenç, Direktör, SEFiA “İklim Değişikliği Başkanlığı’nın Türkiye’nin iklim hedefini güncellemek üzere çalışmalar yürüttüğünü biliyoruz ve yeni iklim hedefinin tespiti için bilimsel araçlar kullanılmasını takdir ediyoruz. Ancak açılış toplantısı dışında sürecin katılımcı yürütülmemesi üzücü. Yapılan modelleme çalışmalarında referans senaryonun hangi varsayımlar altında hazırlandığı ve azaltım için ne gibi politikaların değerlendirmeye alındığı sosyal paydaşlarla paylaşılmadı” dedi.

Onur Akgül, İklim ve Enerji Proje Sorumlusu, Greenpeace Akdeniz “Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı imzalamasından bu yana geçen 1 yılın sonunda, anlaşmanın ruhunu yansıtan karar veya yönelimlerden bahsetmek çok güç. Kömürden çıkış, Türkiye’nin iklim eyleminde atılabilecek kritik bir adımken, geçtiğimiz 1 sene içerisinde yeni kömür yatırımları devam etti. İklim Şurası’nda ilgili kömürden çıkış kararının nihai metinden çıkarılması, İklim Yasası’nın paydaş katkısına açılmaması, 2053 net sıfır karbon emisyonu hedefine dair hiçbir detayın paylaşılmaması, demokratik katılım açısından sorunlu. Tüm bunlara rağmen Paris Anlaşması’nın onaylanmış olması, doğru yönde atılmış bir adım olmaya devam ediyor. Bu doğru adımın devamını getirmek açısından, Türkiye’nin bir an önce katılımcı iklim eylemine yönelmesi ve iklim krizine karşı yerel ve ulusal ölçekte adil dönüşüm politikaları üretmesi gerekiyor.” dedi.