Kovid-19 Sonrası Emisyonsuz Ekonomik İyileşme

Oxford Üniversitesi ve dünyanın önde gelen ekonomistleri tarafından gerçekleştirilen ve Kovid-19 krizi ardından ekonomilerin yeniden inşası kapsamında yapılacak iyileştirme programlarını değerlendiren “Kovid-19 Sonrası Emisyonsuz Ekonomik İyileşme” raporu yayınlandı.

Potansiyel COVID-19 ekonomik iyileştirme programlarını değerlendiren çalışma, ekonomi ve iklim hedeflerinin bir arada yürütülmesinin mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Önümüzdeki altı ay boyunca bu mekanizmaların yönü, büyük ölçüde, küresel ısınmanın en olumsuz etkilerinden kaçınmanın mümkün olup olmadığını belirleyecek. Dün yayınlanan araştırma, iklim dostu politikaların gerek ekonomi, gerek çevre açısından daha olumlu sonuç verebileceğini ortaya koyuyor.

Uluslararası uzmanlar tarafından gerçekleştirilen araştırmada, temiz enerji altyapısı gibi ‘yeşil teşvik’ mekanizmalarının gösterdiği ekonomik performans, yarattığı büyüme etkisi ve istihdam sebebiyle öne çıkıyor. Sonuçlar, uzun vadeli ve iklim dostu teşvik politikalarının, yalnızca küresel ısınmayı yavaşlatmakla kalmayıp, aynı zamanda ekonomik açıdan olumlu etkisinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.  

Yazarları arasında London School of Economics’de görev yapan Nobel ödüllü Joseph Stiglitzve Lord Lord Nicholas Stern’in yer aldığı raporun baş yazarlığını Oxford Üniversitesi Smith School of Enterprise and the Environment’tan Prof. Cameron Hepburn yapıyor. Yazarlar, dünya genelindeki merkez bankaları, maliye bakanlıkları, üniversiteler ve düşünce kuruluşlarından 231 uzmanla gerçekleştirdikleri anket çalışması uyarınca, 2008’den bu yana uygulanan 700 teşvik politikasını değerlendiriyor.

Anket çalışmasının sonuçlarından ve 2008 mali krizinden elde edilen öğretilerden yararlanan ekonomistler, çevre açısından sürdürülebilir projelerin daha fazla istihdam yarattığını ortaya koyuyor. Bu projeler, geleneksel mali teşviklere kıyasla, harcanan dolar başına daha yüksek kısa vadeli getiri sağlıyor ve uzun vadede tasarruf sağlıyor.

Oxford Üniversitesi Basın Bülteni

Krizden güçlenerek çıkmak: Emisyonsuz ekonomik iyileşme

COVID-19 sonrası yeşil iyileştirme programları, ekonomik büyümeyi hızlandırırken iklim değişikliğini durduracak

  • Dünyanın önde gelen ekonomistleri, uzun vadeli ve iklim dostu teşvik politikalarının, yalnızca küresel ısınmayı yavaşlatmakla kalmayıp aynı zamanda ekonomik açıdan daha yüksek performans gösterdiğini ortaya koyuyor.
  • Uluslararası uzmanlar tarafından gerçekleştirilen araştırma, sera gazı emisyonlarını azaltırken ekonomik büyümeyi teşvik etme potansiyeli olan politikaların tercih edildiğini ortaya koyuyor.
  • İngiltere’de önerilen politikaların başında yenilenebilir enerji yatırımları geliyor.

5 Mayıs 2020, Londra – Potansiyel COVID-19 ekonomik iyileştirme programlarını değerlendiren çalışma, ekonomi ve çevre hedeflerinin bir arada yürütülmesinin mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Önümüzdeki altı ay boyunca bu mekanizmaların yönü, büyük ölçüde, küresel ısınmanın en olumsuz etkilerinden kaçınmanın mümkün olup olmadığını belirleyecek. Dün yayınlanan araştırma, iklim dostu politikaların gerek ekonomi, gerek çevre açısından daha olumlu sonuç verebileceğini ortaya koyuyor.

Nobel ödüllü Joseph Stiglitz ve tanınmış iklim ekonomisti Nicholas Stern’in aralarında bulunduğu uluslararası ekip, mevcut krizden sürdürülebilirliği gözeterek çıkmanın, ekonomi ve iklim üzerindeki etkisini değerlendirmek üzere bir araya geldi. 700’ü aşkın teşvik politikasının 25 başlık altında sınıflandırıldığı çalışma kapsamında, maliye bakanlıkları ve merkez bankalarından üst düzey yetkilileri içeren, 53 ülkeden 231 uzmanla anket çalışması gerçekleştirildi.

Anket çalışmasının sonuçlarından ve 2008 mali krizinden elde edilen öğretilerden yararlanan ekonomistler, çevre açısından sürdürülebilir projelerin daha fazla istihdam yarattığını öne sürüyor. Bu projeler, geleneksel mali teşviklere kıyasla, harcanan dolar başına hem daha yüksek kısa vadeli getiri sağlıyor hem de uzun vadede tasarruf sağlıyor.

Raporun baş yazarı ve Oxford Üniversitesi’ndeki Smith School of Enterprise and Environment’ın direktörlüğünü yapan Cameron Hepburn “COVID-19 sürecinde tanık olduğumuz emisyonlardaki düşüş kısa ömürlü olacak. Ancak bu rapor, ekonomik iyileştirme sürecinde daha temiz hava, doğal ekosistemlerin iyileşmesi ve sera gazı emisyonlarındaki düşüş gibi son zamanlarda yaşadığımız olumlu gelişmelerin birçoğunu koruyabilme seçeneğimiz olduğunu gösteriyor,” diyor.

‘Yeşil’ politikaların tanımının geniş olduğuna dikkat çeken çalışma, çevresel açıdan sürdürülebilirliğin temeline sera gazı emisyonlarının azaltılmasını koyuyor. Oxford Review of Economic Policy isimli bilimsel dergide yayınlanacak makale, çevresel sürdürülebilirlik açısından olumlu etki yaratacak politikaların yatırım getirisinin büyüklüğüne dikkat çekiyor. Makale aynı zamanda bu politikaların, hızlı şekilde uygulamaya konabileceğini ve iklim üzerinde oldukça olumlu etki yaratabileceğine dikkat çekiyor. Bu yatırımlara örnek olarak, rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerji üretimi yatırımları veriliyor. Temiz enerji altyapılarının inşaatı, önceki araştırmaların ortaya koyduğu gibi, kısa vadede yoğun emek gerektiriyor, bu da dolar başına fosil yakıt yatırımlarına kıyasla iki kat daha iş hacmi yaratmasını sağlıyor.

Hedeflenen diğer politikalar arasında bina verimliliğini arttırmaya yönelik harcamalar, temiz araştırma ve geliştirme harcamaları, ekosistemlerin dayanıklılığını artırmak ve onarmak amaçlı doğal sermaye yatırımları yer alıyor. İstihdam politikalarına yönelik olarak, COVID-19 nedeniyle oluşan işsizliğin yanı sıra, ekonomilerin karbondan arındırılması sürecinde oluşacak işsizliğinin çözümüne yönelik kapasite artırımı yatırımları yer alıyor. Gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir tarım gibi kırsal destek programı harcamaları da üst sıralarda bulunuyor. Bunlarla birlikte, havayolu şirketlerini kurtarmaya yönelik herhangi bir koşul öne sürülmeden sağlanan teşvikler, gerek ekonomik etkisi gerek iklim göstergeleri açısından, performansı en düşük olan teşvikler olarak nitelendiriliyor.

Çoğu G20 ülkesinde hükümetler, salgın nedeniyle önemli boyutta yardım tedbirleri uygulamaya koyuyor. Ancak bunlardan hiçbirinde önemli mali iyileştirme tedbirlerinin yer almadığı görülüyor. Raporun yazarları, ülkelerin ekonomilerini ve çevre sağlığını iyileştirmek adına, ulusal planlama süreçlerinde bu kriterleri dikkate alma fırsatını değerlendireceğini umuyor.

Görüşler

Imperial College London Üniversitesi İşletme Bölümü’nde İklim Finansmanı ve Yatırım Merkezi direktörü olarak görev yapan Charles Donovan “Temiz enerji, ekonomik performansı ve güvenilirliğinin yanı sıra en yüksek yatırım getirisini sağlıyor. Yatırımcılar fonlarını, giderek artan bir istekle, sürdürülebilir finansmana yönelik faaliyetlere aktarmak istiyorlar. Bunun gerçekleşmesi için hükümetlerin kuralları yeniden yazması gerekiyor,” diyor.

 

Imperial College London Üniversitesi bünyesinde yer alan Grantham İklim Değişikliği ve Çevre Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Ajay Gambhir ‘Yaşadığımız salgın nedeniyle hayat tarzımızda istemeden yaptığımız, evden çalışma ve seyahat sınırlandırmaları gibi değişimler, bize daha sessiz, daha temiz sokaklar ve daha az stresli şekilde işe gitme seçeneklerini deneyimleme imkânı sağladı. Bu değişiklikleri geniş bant internet ve elektrikli araçların yanı sıra düşük karbonlu ve enerji tasarruflu evlere yapılan hızlı yatırımlarla desteklemek, ekonomik olduğu kadar çevresel açıdan oldukça mantıklıdır,” diyor.

 

Edinburgh Üniversitesi Karbon Yönetimi ve Eğitimi Bölümü ve Edinburgh Karbon İnovasyon Merkezi’nin yönetim kurulu başkanlığını yapan Prof. Dave Reay ‘COVID-19 krizi, ekonomimizde her gün darbe etkisi yaratıyor ve milyonlarca kişinin geçim kaynaklarını ve istihdam beklentilerini riske atıyor. Çevresel açıdan sürdürülebilir işlere yönelik kapasite artırımına dair büyük ölçekli yatırımlar ve yeşil iş fırsatlarının yaratılmasıyla İngiltere, COVID-19’un olumsuz etkilerini baskılayabilir. Bunun yanı sıra İngiltere, iklim değişikliğinin etkileri açısından daha dayanıklı bir gelecek sunabilir. Bu karanlık günlerde, İngiltere için dayanıklı, adil, iklim açısından akılcı ve gerçek anlamda sürdürülebilir bir ekonomik iyileştirme programı, diğer ülkelere yol gösterebilir,” diyor.

 

Cambridge Üniversitesi’ndeki Cambridge Zero’nun direktörlüğünü yapan Emily Shuckburgh‘Korona virüsü salgını kapsamında sağlanan ulusal ve küresel ölçekteki ekonomik iyileştirme programlarını, iklim değişikliğine ve diğer çevresel tehditlere yönelik adımları destekleyecek biçimde şekillendirmek, mantıklı bir seçim olmasının yanı sıra analizde de belirtildiği üzere daha fazla ekonomik fayda sağlıyor. Yeşil iyileştirme paketleri aynı zamanda, araştırma, teknolojik yenilik, altyapı ve kapasite artırımına yönelik yatırım yapılmasını, bunun yanı sıra yapılan yatırımları sağlam kurumsal altyapılarla destekleyerek herkes için artı değer yaratan, daha adil, daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir dünya yaratmaya yardımcı olacaktır. Her zamanki gibi, en karanlık durumlar dahi umut ışığı barındırıyor, yeter ki net düşünme, hayal gücü ve cesur adımların atıldığı bir liderlik anlayışı olsun,” diyor.

 

Cambridge Üniversitesi Bennett Enstitüsü’nde Varlık Ekonomisi Projesi özel danışmanı olarak görev yapan Dimitri Zenghelis ‘Piyasalar, İngiltere’nin kamu borcundan haksız yere endişe duymuyor. Bu durum bizde de endişe yaratmalı. Temel nokta, yeni yapılacak borçlanmanın, üretkenliği artıran yenilikçi teknolojiler, iklim değişikliğinin etkilerine dayanıklı çözümler ve sürdürülebilir şekilde inşa edilen kurulu güç oluşturmak için akıllıca yapılmasıdır. İşlerin her zamanki gibi yürütüldüğü eski iş yapış biçimine geri dönemeyiz. Bunun yerine ‘korkunun’ yarattığı ekonomik tehditle yüzleşerek, yatırımları krizden kazançlı çıkma amacına yönlendirmeliyiz,’ diyor.

 

Kaynaklar:

• Hepburn, C., O’Callaghan, B., Stern, N., Stiglitz, J., ve Zenghelis, D. 2020. “Will COVID-19 fiscal recovery packages accelerate or retard progress on climate change?” Oxford Review of Economic Policy, 36(S1), forthcoming.

• Allan, J., Donovan, C., Ekins, P., Gambhir, A., Hepburn, C., Reay, D., Robins, N., Shuckburgh E., ve Zenghelis, D. (2020). A net-zero emissions economic recovery from COVID-19. COP26 Universities Network Briefing.

 

COP26 Üniversiteler Ağı, Glasgow’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde ve sonrasında iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik adım atılması amacıyla kuruldu. İngiltere merkezli ağ, 30’dan fazla üniversiteden oluşuyor ve büyümeye devam ediyor. Ağ, COP26 bünyesinde Birleşik Krallık hükümetinin, STK’ların ve uluslararası toplumun bilimsel bilgiye ve akademik uzmanlığa erişimini artırmayı amaçlıyor. İngiltere’deki üniversitelerinin öncü rol oynayan bilimsel araştırmalarının, net sıfır emisyon hedefine ve iklim değişikliğinin etkilerine dayanıklı bir geleceğe katkısını gösteriyor ve ivmelendiriyor.

 

Oxford Üniversitesi bünyesinde yer alan ve bünyesinde birçok disiplinden uzmanı barındıran bir merkez olan The Smith School of Enterprise and the Environment, uzun vadeli çevresel sürdürülebilirlik konusunda eğitim, araştırma ve iş dünyasıyla işbirlikleri oluşturmak üzerine odaklanıyor. Okul, Smith Family Educational Foundation’dan alınan finansal yardımla kuruldu ve 2008’den bu yana faaliyet gösteriyor. www.smithschool.ox.ac.uk