Zararlı maddelerin miktarının artması sonucu hava kalitesinin canlılara zarar verecek seviyede bozulması olarak tanımlanan hava kirliliğine, havada asılı katı ve sıvı parçacıkların karışımından oluşan partikül madde (PM) hava kirleticisi katkı sunmaktadır. Partikül maddelerin çapı mikrometre (μg/m3) ile ölçülmekte ve boyutlarına göre isimlendirilmektedir; 2,5-10 mikrometre arası ise PM10 ve 2,5 mikrometreden küçük ise PM2,5 olarak. Saç telinden bile küçük olduğundan göremediğimiz partikül maddelerin temel kaynakları daha çok insan faaliyetlerine dayalı ulaşım, sanayi ve elektrik üretimidir.

Saç telinin yaklaşık 1/30’u kadar olan PM 2.5, çok uzak mesafelere kadar yayılabilmekte olup sağlık açısından çok tehlikelidir çünkü solunduğunda akciğerler içindeki gaz alışverişi ile kana karışıp sağlık sorunlarına sebep olabilir. Ayrıca, akciğerlerin en derin noktalarına kadar ulaşabildiği ve dolaşım sistemine doğrudan karıştığı için PM 2.5, daha büyük boyutlarda olan PM10 ‘a göre sağlık açısından daha risklidir. Buna ek olarak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2013 yılında Partikül Madde’yi (PM) kanserojen ilan etmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü sağlığın korunması açısından PM 2.5 salınımı için sınır değerler önermektedir; buna göre PM 2.5 kirleticisinin yıllık ortalaması 10 μg/m3 ve 24 saatlik ortalaması 25 μg/m3 değerlerinin altında tutulması gerekmektedir. Temiz Hava Hakkı Platformunun yazmış olduğu bu politika notunu bazı ülkelerdeki mevcut mevzuatlarla PM2,5 için belirlenen limit değerleri ele almaktadır. Avustralya bu kılavuz değeri yasalaştırmışken; Kanada, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, Meksika başta olmak üzere pek çok Latin Amerika ülkesi bu öneriye yakın sınır değerler benimsemişlerdir. Ayrıca dünyanın en büyük kömür tüketicisi olan Çin’de yaşanan hava kirliliği ve sağlık sorunlarının ardından kırsal ve kent bölgelerinde farklı olmak üzere değerler belirlemiş ve uygulamada da sıkı önlemler almıştır. AB üyesi ülkelerinde ise yıllık PM 2.5 yıllık ortalama sınır değeri 2015’ten beri 25 μg/m3 olarak kabul edilirken 2020’den sonra CAFE (Clean Air For Europe) programı kapsamında bu değerin yaklaşık %10 azaltılması beklenmektedir. Türkiye’de ise PM 2.5 ölçümleri hala yeterince yaygın olmamakla birlikte PM 2.5 sınır değerine ilişkin bir mevzuat bulunmamaktadır.

Söz konusu bu rapor, CAFE Direktifi’ne uyumlanma konusunda çalışmaların yürütüldüğü bu dönemde Türkiye’deki PM 2.5 kirliliğinin azaltılmasına yönelik önerilerde de bulunmaktır. Bunlar; Türkiye’deki tüm Hava Kalitesi İzleme İstasyonlarında PM 2.5 kirliliğinin ölçülmeye başlanması, PM 2.5 için ulusal limit değerler belirlenmesi, limit değerler belirlenirken DSÖ limit değerlerini ve hava kalitesi yönetimi ile ilgili mevzuatımızın uyumlulaştırılması hedeflenen CAFE Direktifinin göz önünde bulundurulması, kömürlü termik santraller gibi tesislerin izin süreçlerine Sağlık Etki Değerlendirme (SED) sürecinin eklenmesi, ve büyük yakma tesislerinin çevresel etki değerlendirme ve izin süreçlerinde kullanılan hava kirliliği modellemesinde uzun mesafeli kirlilik dağılımını, kümülatif etkiyi ve ikincil kirleticilerin etkisini hesaplamaya olanak veren güncel modellerin kullanılması için mevzuat düzenlemeleri yapılmasıdır.

Raporu İndir